POLİTİKA 

YOLUN AÇIK MI SEVGİLİ YURDUM?


Ne de çok özlemişiz gökyüzüne kansız bakmayı!” – Hasan Hüseyin KORKMAZGİL

Her geçen gün biraz daha, toplu bir yok oluşa doğru sürükleniyoruz. Sahi, biz kaç kere toplu ölümler yaşadık? İş cinayetleri, bombalı eylemler, depremler, yangınlar… Ne kadar da kolay değil mi alınmayan önlemler yüzünden bu dünyaya doymadan göçü gitmek?

Ne kadar çok öldük böyle… Gecekondu mahallerine, yoksul semtlere, köylerdeki sıvasız evlere kim bilir kaç bin kere geldi bayrak bayrak tabutlar? Her Türk asker mi doğardı yoksa her yoksul muydu asker doğan?

Ekmek almaya giderken başından vurulup ölen bir çocuk düşünün… Evladının acısını haykıran bir annenin meydanlarda yuhalatılmasını da düşünün ya da dövülerek öldürülen bir genç… Özgecan Aslan’ın nasıl katledildiğini getirin aklınıza.

Gelinlik giydirilmiş bir çocuğu, töre cinayetlerini… Sokaktaki kediden ne ister insan, köpekleri öldürmek, insanı öldürüyoruz, sokak canlısını, ağaçları ve bir gramını bile alamadığımız altın için bir ton toprak ile bir ton suyu ne kadar çabuk öldürüyoruz.

Dereleri öldürüyoruz o coşkulu, gürül gürül akan dereleri… Dere yataklarını bir mezarlığa çevirip üstüne beton yığınları dikiyoruz. 64 yılda 70’in üzerine gölümüz kurudu. 12 bin yıllık Dipsiz Göl’ü, bir meczubun içinde define olduğu iddiası üzerine yasal izinle kuruttuk.

Yaşam tarzına müdahale ettik, ayrıştırdık, ötekileştirdik, toplumu zihinlerde cepheleştirip kamplara böldük. Hani toplu ölmüştük ya sonra toplu tecavüzlerle anıldık. Alnımızda kara leke, boynumuzda ağır vebal ama bir kereden bir şey olmaz dedik. Nasıl da hızlı kirlendik, değil mi?

Toplu olan her şeyi çok sevdik. Toplu olmasa da birer ikişer cumhuriyet kazanımı işletmeleri elden çıkardık. Yani babalar gibi, paşalar gibi sattık. Sınırlarımızı bir yolgeçen hanına döndürdük. Şimdi o sınırların yanı başında bir vahşet yaşanıyor.

Bir korku filmi izler gibi izliyoruz adeta bir soykırımı… Şimdi gelip dayandığımız yer çetelesini tuttuğumuz kadın cinayetleri, üzerinde zehir kusan tesis kalmayan akarsularımız, yok olan tohum ve toprağımız, yağmalanan kıyılarımız, yanan ormanlarımız ve gittikçe derinleşen bir bataklık oldu.

İşte Osmanlıcı, fetihçi, siyasal İslamcı politikalardı bizi bu kadar insanlıktan çıkaran, işsiz bırakan, aç bırakan, halkına çöpten ekmek, pazar yerlerinde çürük sebze, meyve toplatan. O, örgütlü kötülüğü yaratan ve bu halka en büyük kötülüğü yapan…

Toplu ölüm, toplu katliam, toplu satış ve şimdi de toplu delirmeye doğru yürürken yolun ne kadar açık senin sevgili yurdum?

Paylaş:

Benzer yazılar

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
holiganbet
holiganbet
betnano
avrupabet
tophillbet
tophillbet
bahiscasino
rinabet
vaycasino
vdcasino
vaycasino
betpark
betgaranti
vaycasino
vaycasino
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
romabet
romabet
betnano
noktabet
sekabet
sekabet
sonbahis
sonbahis
ultrabet
ultrabet
nitrobahis
nitrobahis
winxbet
yakabet
batumslot
batumslot
galabet
galabet
betplay
betplay
vaycasino
betpark
galabet
galabet
galabet
betamiral
betamiral
betgaranti
vaycasino
betpark
galabet
betgaranti
vaycasino
galabet
galabet
betpark
tophillbet
tophillbet
Betgar
Betgar
Betgar
betnano
galabet
norabahis
norabahis
betnano
betnano
betasus
norabahis
nitrobahis
noktabet
betvole
betvole
betkolik
betkolik
betkolik
yakabet
betasus
betnano
romabet
yakabet
queenbet
queenbet
betnano
winxbet
betamiral
livebahis
grandpashabet
wojobet
wojobet
grandpashabet
norabahis
norabahis
betbox
betkare
kareasbet
noktabet
extrabet
extrabet
nisanbet
holiganbet
holiganbet
betsat
betsat
norabahis
norabahis
betgaranti
betpark
betorder
wojobet
wojobet
livebahis
livebahis